Sınırların Ötesinde Koruma


Türkiye’de deniz kaplumbağalarının korunması için uzun yıllardan bu yana devam eden çalışmalar Devlet, Üniversiteler ve Sivil Toplum iş birliğiyle yürütülüyor. Zaman zaman karşılaşılan olumsuz görüntüleri bir kenara koyarsak ülkemizin deniz kaplumbağası korunması ve bilimsel bilgi üretme açısından oldukça iyi bir yerde olduğunu söyleyebiliriz.

Son yıllarda deniz kaplumbağası popülasyonlarında görülen artış bunun güzel bir göstergesi. Özellikle yuvalama kumsallarında Türk araştırmacılar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı desteği başta olmak üzere gönüllüler, bağışçı kişiler, kuruluşlar ve uluslararası fonların da desteğiyle izleme ve koruma çalışmalarını sürdürüyorlar.

Bununla birlikte deniz kaplumbağaları yaşamlarının tamamına yakınını denizde geçiriyor. Nesillerinin devamı için gerekli üreme faaliyetlerini gerçekleştirdikleri yuvalama kumsallarının korunması öncelik olsa da denizde neler yaptıklarını, nerelerde yaşadıklarını bilmek ve bu alanların korunması, göç yollarında gerekli önlemlerin alınması çok önemli.

Kaplumbağaların deniz yaşamlarını izlemek için kullanılan en etkili yöntem ise uydu izleme cihazları takarak göç yollarını izlemek. Ülkemizde şimdiye kadar sınırlı sayıda izleme çalışması yapılabildi. Bunun da en önemli nedeni bu cihazların ve izleme maliyetlerinin çok yüksek olması.

DEKAMER olarak farklı kaplumbağaları geçtiğimiz 10 yıl içerisinde izledik. Daha önce izlediğimiz kaplumbağalar için uydu takip sayfamızı inceleyebilirsiniz. Son olarak geçtiğimiz yıl bir iribaş deniz kaplumbağasını (Caretta caretta) daha izlemeye başladık.



TUI Care Vakfı desteğiyle uydudan takip ettiğimiz dişi iribaş deniz kaplumbağası Tuba’nın yolculuğunu yalnızca son beş ayda iki milyondan fazla kişi görüntüledi. Yolculuğu şimdiye kadar 6.000 kilometreyi aştı, bu sırada deniz kaplumbağalarının korunması için ortaklık yaptığımız Akdeniz ülkelerinin çoğunu ziyaret etti. Size biraz bu hikâyeden bahsetmek istiyoruz.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü her yıl düzenli olarak, deniz kaplumbağalarının korunması için Özel Çevre Koruma Bölgelerinde koruma çalışmalarını yaptırmaktadır. Bu çalışmalar sırasında Dalyan İztuzu Kumsalına yuva yapmak için gelen ve daha sonra Tuba ismini vereceğimiz kaplumbağayı gece kontrolleri sırasında tespit eden ekibimiz, kaplumbağanın normal yuva yapma davranışı göstermediğini fark etti.

Yakından bakıldığında kabuğunun arkasında bir pervane yarası olduğu görülen kaplumbağa, tedavisi için merkezimize götürüldü. Yaklaşık iki ay süren tedavinin ardından denize geri dönmeye hazır hale gelen kaplumbağanın denizdeki göç yolunu izleyebilmemiz için TUI Care Vakfı’nın sağladığı destek ile bir uydu izleme cihazı temin ettik.

Evet, yukarıda da söylediğimiz gibi bu cihazlar oldukça pahalı ve cihazı taktıktan sonra veri transferi için de düzenli ödeme yapmanız gerekiyor. Bu nedenle şimdiye kadar sınırlı sayıda kaplumbağayı izleyebildik ve projelere yapılan bu katkılar gerçekten çok değerli.

Temin ettiğimiz uydu vericisiyle birlikte Tuba’yı, geçtiğimiz yıl 28 Ağustos tarihinde kumsal kullanıcılarının yoğun ilgisi altında denize bıraktık.

Tuba’nın nasıl bir yol izleyeceğini merak ediyorduk, yuva yapmak için kumsala çıkan bir kaplumbağa olmasının yanı sıra merkezde tedavi görmesi, denizdeki davranışını etkileyecek miydi? Bu, Tuba’nın nereye gideceği kadar merak ettiğimiz bir soruydu. Tuba’ya taktığımız cihaz yeni bir teknolojiye sahipti ve tüm hareketlerini çok hassas olarak izleyebilecektik.

Tuba denize girdikten sonra Rodos Adasına doğru geniş bir yay çizip ardından Marmaris’e yöneldi. Marmaris’te Cennet Adası çevresinde çok dar bir alanda uzun bir süre kaldı. Kış yaklaşıyordu ve artık kışı burada geçireceğini düşünmeye başladığımızda, Tuba’nın yolculuğunun yeni başladığından haberimiz yoktu.

Tuba’dan gelen son veriyi almak için sistemi kontrol ettiğimizde, 14 Kasım sabahında ilk defa bölgeden ayrıldığını gördük. Takip eden günler kıyı boyunca Bozburun’a doğru devam eden Tuba, 18 Kasım günü Türkiye sularını terk etti ve Ege Denizi’nde Yunan adalarını ziyaret ederek ilerlemeye başladı. Bir aydan kısa bir sürede Yunanistan’ın güneyine ulaşan Tuba, burada birkaç gün geçirip biraz güneye ilerledi. Daha önce izlediğimiz birkaç kaplumbağa Yunanistan’da kışladığı ve artık kış başladığı için Tuba burada kalabilir diye düşünürken o tekrar yola koyuldu ve Akdeniz’in mavi ve derin sularına doğru ilerledi.

Deniz kaplumbağaları okyanuslarda açık deniz veya kıyısal habitatları kışlama ve beslenme alanı olarak tercih edebiliyor. Bizim şimdiye kadar izleyebildiğimiz kaplumbağalar hep kıyısal alanları tercih ettiler. Tuba’yı izledikçe, Akdeniz’deki birçok deniz kaplumbağasının uğrak yeri olan Tunus’un Gabes Körfezine doğru ilerleyebileceğini düşündük çünkü daha önce Türkiye’den o bölgeye kadar izlediğimiz kaplumbağalar olmuştu. Gerçekten de 13 Ocak’ta Tunus Platosu adı verilen alana kadar düz bir rotayla ilerledi ve gerçekten nereye gittiğini biliyor dedirtti. Bu kadar uzun bir yolu ise gezine gezine sadece iki ayda aldığına dikkatinizi çekmek isteriz.

Gabes Körfezine doğru ilerleyen Tuba hız kesmeye başladı ve Şubat sonunda yönünü değiştirdi. Önce kuzeye, sonra geldiği yönün tam tersi istikamette ilerlemeye başlayan kaplumbağamız yine bizi şaşırttı ve havalar ısınıp Mayıs gelene kadar Malta Adasının güneyinde açık denizde kaldı.

Sıkı takipçilerimiz ara sıra bize, Tuba’nın neden hep aynı yerde kaldığını soruyordu. Aslında sürekli yer değiştiren Tuba toplamda İzmir, Aydın, Denizli ve Muğla illerini kapsayacak kadar geniş bir alanda yazın gelmesini bekledi. Bu tek bir hayvan için gerçekten muazzam bir alan kullanımı.

Mayıs başında tekrar yönünü değiştiren kaplumbağamız bu sefer kuzeye, önce Sicilya adasına sonra İtalya’nın güneyine ilerledi. Havaların ısınmasıyla habitatını değiştirmiş ve kıyısal alanlara yaklaşmıştı. 25 Mayıs’ta İtalya’da kıyısal bölgeden ilk sinyalini aldık. Yani yaklaşık 20 günde 250 km ilerledi. Haziran boyunca İtalya’nın güneyinde ilerleyen Tuba, 1 Temmuz’da Çizme’den ayrıldı ve Adriyatik’e giriş yaptı. Böylece bizim Türkiye’den Adriyatik’e kadar izlediğimiz ilk kaplumbağa oldu.

Yaklaşık 1 ay Adriyatikte Arnavutluk ve Karadağ açıklarında kaldıktan sonra Ağustos başında tekrar İtalya’nın güneyine indi.

Tuba nereye gidecek, Tuba’dan ne kadar daha veri alabileceğiz bunlar halen merak ettiğimiz sorular. Uydu izleme çalışmalarında en büyük sorun cihazların pil ömürleri, yani araştırma genellikle pil ömrüyle sınırlı oluyor. Biz şu ana kadar Tuba’dan hedeflediğimiz bilgiyi aldık ancak hikâyenin ne şekilde devam edeceğini çok merak ediyoruz ve pil ömrünün hikâyenin gerisini izleyebilmemize olanak vermesini diliyoruz.

Bu hikâye sırasında başka bilgilerde elde ettik. Örneğin bir dalışta ne kadar su altında kalabiliyorlar? Ya da kaç derece sıcaklığı tercih ediyorlar? Bunlar elde ettiğimiz diğer önemli bilgiler. Amacımız, izlediğimiz kaplumbağa sayısını artırabilmek ve daha fazla hayvanın benzersiz yolculuklarına tanıklık edebilmek.

DEKAMER olarak birçok uluslararası konsorsiyum ve araştırma projesinin üyesiyiz ve Tuba neredeyse tüm ortaklarımızı ziyaret etti. Akdeniz’deki kaplumbağaların korunması için MAVA Vakfı desteğiyle yürüttüğümüz Conservation of Marine Turtles in the Mediterranean Region Projesi, yine MAVA Vakfı desteğiyle yürütülen ve yerel ortağı olduğumuz, balıkçılık araçlarıyla hassas türlerin istenmeyen avlanmalarının anlaşılması ve azaltılması amacındaki The Med Bycatch Projesi bunlardan ikisi.

Akdeniz deniz kaplumbağalarının deniz habitatlarındaki durumunun anlaşılması, balıkçılıkla ilişkisinin anlaşılması ve rehabilitasyon merkezlerinin altyapısının geliştirilerek kaplumbağaların korunmasını hedefleyen ve Avrupa Birliği Life Programı destekli LIFE MEDTURTLES Projesi, yine Avrupa Birliği destekli ve uzun süredir plastik atıkların deniz canlılarına etkisini izlediğimiz INDICIT Projesi ortağı olduğumuz büyük uluslararası projeler. Bu projelerde ortak olduğumuz Yunanistan, Tunus, İtalya ve Arnavutluk gibi ülkeleri Tuba’nın sırayla gezmesi bizim için güzel bir tesadüf oldu. COVID19 nedeniyle göremediğimiz araştırmacı dostlarımıza selamımızı Tuba vasıtasıyla göndermiş olduk.

Son söz olarak başa dönmek istiyoruz: Sınırların Ötesinde Koruma. Sadece Tuba’nın hikayesinde görüldüğü gibi gerçekten doğayı korumak için tek bir ülkenin çabasının yeterli olmadığı çok açık. Söz konusu özellikle göçmen bir türse birçok ülkenin birlikte çabası ancak gerçekten sonuç almamızı sağlayacaktır.

Koruma için verilen çabaların sınırların ötesine geçmesi ve ortak çalışmalar yürütülmesi biyoçeşitliliğin korunması için elzem çünkü dünyanın her yanında el birliğiyle kaynakları aşırı tüketiyor ve yaşam kaynağı dünyamızı hızla değiştiriyoruz.

Diğer yandan sadece Tuba’nın ülkemizde gördüğü ilgi ve son yıllarda yeni neslin doğa koruma çalışmalarına ilgisi ve katkısı gelecek adına umut verici. Bu yıl COVID19 nedeniyle gönüllü kabul edemememize rağmen halen gelen gönüllü başvuruları ve destek mesajları bizlerin en büyük motivasyon kaynağı olmaya devam ediyor.

Bu vesileyle bize ve ülkemizdeki tüm araştırmacılara destek veren takipçilerimize, destekçi kurum ve kuruluşlara teşekkür ederiz.